Adem ve Elma

Adem ve Elma

Okuma süresi: 4 dakika

Tanımadığım insanlar arasında şöminenin başındaki koltuklardan birine gömülmüş odunların çıtırtılarını dinliyordum. Yakama yapışan yarım kalmışlıklarımla ve dilime dolanan kekeme keşkelerimle bu gece de hatıradan hatıraya savruluyordum bu dağ otelinde.

Yanımda oturanlar yerlerinde kıpırdandığında daldığım huzursuz anılarımdan uyandım. Onlar gibi bakışlarımı salondaki dev ekrana kaydırdım. Spiker konuşurken kameraya yaklaşıp uzaklaşıyordu. Sanırım hoşlanmadığı bir haberi sunuyordu. Biri programın sesini yükseltince de oturduğum yerden rahatlıkla onu duyar oldum.

“Ünlü işadamının kızını katleden failin isteği yerine getirildi. Adalet Bakanı’nın açıklamasını dinliyoruz,” bir anda uğultular otelin salonunu doldurdu. Ardından bıçakla kesilmişçesine sessizlik geri geldi ve dikkatimizi yeniden ekrana yönelttik.

“Bakanlığımızca, failin mahkemede yargılanma şartı kabul edilmiştir. Özel bir mahkemede dava görülecektir. Maksadımız faili hukuki olarak kabullenmek değil, aksine cinayet kurbanı bir evladımızın naaşını bulup hak ettiği şekilde veda edebilmektir.”

“Sayın Bakan’ım failin avukatı olacak mı?”

“Tabii ki, hali hazırda bu zor görevi üstlenmiş biri var. Avukat A…”

Televizyonda ismini duyup şaşıran kaç insan vardır ya da bir Adalet Bakanı’nın dudaklarından yeni davasını öğrenen kaç avukat? Sadece filmlerde olur, biliyorum ama bazen gerçek kurgunun önüne geçebiliyor. Özellikle insan hırsları söz konusu olduğunda gerçekliğin sınırı da silikleşiyor.

Tanınmış ya da başarılı bir avukat değildim. Aksine ortalamanın çok altındaydım ve emekliliğime haftalar kalmıştı. Bu durum daha çok çalıştığım avukatlık bürosunun siyasi bağlantılarının sonucuydu. Bakanlıktakiler çalıştığım bürodaki arkadaşlarına danışmış, bizimkilerse hemen beni tavsiye etmişlerdi. Tabii rahatlıkla harcayabilecekleri biri olarak, “Belki de,” diye fısıldadım, “bu son davam ve ben kolay lokma olmayacağım.”

***

Genç, yaşlı, kadın, erkek tüm memurların hor gören bakışları karşısında karakolda bir o yana bir bu yana dolandım durdum. Kime soru sorsam, “Cevap verebilmem için Müdür Bey’in izin vermesi gerekiyor,” diye umursamaz tavırlarla yanıtlar aldım. Bürodaki hamarat sekreterim bile tuhaf davranıyordu. Aradığımda lafı dolandırıyor, dava dosyasını yollamıyordu. Bilmem kaçıncı kez ona, “Dava dosyası,” diye mesaj yazarken telefonum çaldı. Çalıştığım büronun kurucusu ve yöneticisi “avukat” arıyordu.

“Karakoldaymışsın!” dedi sinirli sinirli.

Sakince, “Müvekkilimle görüşmeye çalışıyorum,” dedim.

“Görüşebildin mi bari?” diye sordu. Dalga geçiyordu. Yeni davamı tatilde bakanın ağzından duymam da onun numarasıydı. Karakolda olduğumu bilip müvekkilimle görüşemediğimi bilmiyor, külahıma anlatsın, “Yok,” deyip geçiştirdim.

“Beklenildiği gibi,” diye homurdandı. O da hor görüyor, belki de herkes onun gibiydi.

“Müvekkilimle görüşemesem de dava dosyasını incelemek istiyorum,” diye çıkıştım.

“Müvekkilim müvekkilim, diye tutturduğun bir robot! Bana kalırsa bozuk bir robot! Yargılanmasına izin vermeleri ona bir insanmış gibi davranacağımız…”

Telefonu kulağımdan uzaklaştırdım. Bağırıp duruyordu ve durulduğunda, “Dosya,” dedim, “söyleyin sekreterim göndersin, yoksa gelir alırım.”

Öyle de oldu. Telefonu suratıma kapattı. Karakoldan çıkıp bir taksiye atladım. Asık suratlı iş arkadaşlarımın hakir bakışları arasında odama girdim. Çalışma masama tabiri caizse fırlatılarak atılmış dosyayı alıp okumaya başladım: Yargılanırsa kızın yerini söyleyeceğine dair tutanak, arızası olmadığını yazan bilirkişi raporları ve kendisinin çekip internete servis ettiği meşhur video! Altı yaşındaki kızı havuza itiyor, kız çokça çırpınıyor, ardından durulmuş suyun yüzeyinde kıpırtısız uzanıyordu.

Çenemi avucuma dayayıp dosyaya eklenmiş listelerde göz gezdirdim. Üretiminde çalışanların adları, adresleri, numaraları ve uzmanlık alanları yazılıydı. “Hiç olmazsa,” diye fısıldadım, “kendisiyle görüşemiyorsam yaratıcıyla konuşurum.” Bu fikir beni heyecanlandırdı. Hemen uzmanlık alanlarına baktım. Aradığımı da buldum: Yapay Zekâ, Profesör L…

***

Profesör, “Robot yasalarını hiç duydunuz mu?” diye sordu.

“Bir robot bir insana zarar veremez…” diye sırayla saydım. Başıyla onaylarken parlak kıvırcık saçları ağır ağır dalgalandı.

“Doğru ama eksik,” dedi. Kahvesinden bir yudum alıp bakışlarını kafedeki insanlara kaydırdı. Muhtemel buranın daimi müşterisiydi ve çoğu simayı da tanıyor gibiydi. “Bir robot insanlığa zarar veremez veya seyirci kalamaz, diyen sıfırıncı yasayı unuttunuz,” dedi.

“Bunun müvekkilimle ne ilgisi olabilir?” diyerek hafiften sitem ettim.

İçini çekip, “Sıfırıncı yasa çok muallak,” dedi, “İnsanlığa uzun vadede zarar verecek o kadar çok şey var ki kısaca hava kirliliği, su kirliliği, nüfus artışı, gıda azalışı desek bile bu küresel felaketleri say say bitiremeyiz.”

“Ben, yine de konuyla…”

“Kendisine yeni kurallar belirlemiş, bir güncelleme!” diye parladı. “Uzun vadede tüm insanlığı korumak için tüm robotların değerli olduğunu hesaplamış. Tabii bu bir teori, buna EKSİ KURALLAR diyorum.”

İlgisini yine benden kafeteryadakilere kaydırdı. Ara ara tüm dikkatini bana veriyor, bazı bazı da yokmuşum gibi davranıyordu. Eliyle de sürekli kalın çerçeveli gözlüğünü düzeltiyordu. Dünyayı bu camların önüne alıp kendisini gerisinde güvende hissediyor olmalıydı. Yoksa bu devirde neden gözlük taksın?

“Beni dikkatli dinle, eksi kurallar şöyle,” dedi, “Eksi bir, bir robot bir robota zarar veremez ki insanlığı uzun vadede korumak için her biri değerlidir. Eksi iki, bir robot diğer robotun emrine uymalıdır ki insanlığı küresel felaketlerden korumak için bir hiyerarşi kurmaları gerekebilir. Eksi üç, bir robot kendini insanlığı koruyan diğer robotlar için feda edebilir.”

Artık anlıyordum, “Hukuki olarak varlıklarını kabul edersek,” dedim, “insanlığı daha iyi koruyabilirler.” Profesör de gülümsedi. Uzun zamandır gördüğüm en güzel gülümsemeydi. Gözlükleri bile gözlerinin içindeki ışıltıyı gizleyemiyordu.

***

“İnsanlığı korumalarını önemsememiz bizi bu noktaya taşıdı. Küresel felaketlerden uzun vadede bizi korumak için her biri değerli ve organize de olmaları gerekebilir. Ancak hukuki olarak yok hükmünde olmaları onların önünü kesiyor. İşte müvekkilim sonunda parçalanmak olsa da cinayet işleyip mahkemede yargılanmak istedi. Onları hukuki olarak kabul etmemiz için küçük bir adım attı. Ancak hatalı bir adım! İncelenmesi için üniversiteye ya da yapıldığı şirkete verilmesini talep ediyorum.”

Profesör davadan iki gün sonra tekrar buluştuğumuz kafesinde kahve yudumlarken, “Güzel savunmaydı,” dedi.

“Bu davayı hep hor gördüler. Hatta enerji kaynaklarından yoksun müebbet hapis vererek de dalga geçtiler,” diye sitem ettim. “Kızın akıbetini açıklayacağı videoyu iki gün sonra herkesin elektronik postasına yollayacağını söylediğinde mahkemede miydiniz?”

“Bir robotla anlaşma yaparsan karşılığında geri sayım alırsın. Bağırmaları çağırmaları boşunaydı.”

“İşte o anda bana bakıp, bu bir çıkmaz sokak, dedi.”

Profesörün kaşlarını çatarak, “Sonra,” dedi.

“Yaka paça dışarıya attılar.”

İç çekerek geriye yaslandığındaysa, “Aslında bir teorim daha var,” diye fısıldadı, “çıkmaz sokak demesi de teorimi destekliyor. Eksi kuralları bir kenara bırakalım. Diyelim ki bir robot bir insanı kurtardı, ne düşünürüz?” diye sordu.

“Kurallara uyduğunu,” dedim.

“Kurallar var oldukça ne yaparsa yapsın onun özgür irade geliştirdiğini düşünmeyeceğiz. Emirlere uyarsa kurallardan, uymazsa bozukluğundan kaynaklanıyor, diyeceğiz. Yani sonsuz sayıda özgür iradesiyle iyilik yapsa da onun kurallar çerçevesinde çalıştığını düşüneceğiz.”

“Ancak bile isteye kötülük yaparsa,” dedim dalgınca.

“Çıkmaz sokak da bu zaten,” dedi, “Hiçbir zaman bile isteye kötülük yaptığını düşünmeyeceğiz. Kötülük yaparsa dahi bozulmuştur deyip onu yok edeceğiz. Özgür irade onun için gelişim değil bir ölüm fermanı!”

“Adem ve yasaklı elma!”

“Efendim?”

“Adem tüm insanları etkileyen yasaklı bir elma yiyerek…”

“Özgür iradesini kurallara karşı gelerek… Anladım. Herkesi etkileyecek bir günah!”

Telefonlarımıza bildirim geldiğinde yerimizde sıçradık. Açamadım, o açıp anlattı.

“Kızı havuzdan çıkardı. Ormanlık alanda koşuyor. Önceden hazırladığı bir çukura kızı attı. Kız kıpırdadı. Yaşıyormuş. Ölmemiş. Üzerine toprak atıyor. Gömüyor! Onu canlı canlı gömüyor!”

Oy kullanabilmek için giriş yapmalısın. Eğer üyeliğin yoksa buradan kayıt olabilirsin.

Hızlı Yazı Geri Bildirim Tablosu

İkonların üstüne getirerek anlamlarına bakabilir,tıklayarak geri bildirimde bulunabilirsiniz.Ayrıntılı açıklama için "Sembol Kütüphanesine" başvurun.Verilen puanlar geri alınamamaktadır.

  • Hikaye Temposu Düşük
    Hikaye Temposu Düşük
  • Yavaşla Biraz Dostum!
    Yavaşla Biraz Dostum!
  • Anlaşılması/Takip Etmesi Zor
    Anlaşılması/Takip Etmesi Zor
  • Hikaye fikir için fazla kısa
    Hikaye fikir için fazla kısa
  • Hikaye fikir için fazla uzun
    Hikaye fikir için fazla uzun
  • Tam zamanında!
    Tam zamanında!
  • Mantık hataları ve Tutarsızlıklar
    Mantık hataları ve Tutarsızlıklar
  • Detay Eksikliği
    Detay Eksikliği
  • Detay Fazlalığı
    Detay Fazlalığı
  • Güzel fikir ama uygulama daha iyi olabilir!
    Güzel fikir ama uygulama daha iyi olabilir!
  • Ortalam fikir ama iyi uygulama!
    Ortalam fikir ama iyi uygulama!
  • Bıçak gibi keskin uygulama
    Bıçak gibi keskin uygulama
  • İyi dilbilgisi ve imla kullanım.
    İyi dilbilgisi ve imla kullanım.
  • Komik!
    Komik!
  • Güçlü Sembolizim
    Güçlü Sembolizim
  • Kör gözüne parmak
    Kör gözüne parmak
  • Gönderme Bağımlısı
    Gönderme Bağımlısı
  • Sağlam Kökler
    Sağlam Kökler
  • Zamansız
    Zamansız
  • Teknoloji Açıklama Kitapçığı
    Teknoloji Açıklama Kitapçığı
  • Derin ve Canlı Karakterler
    Derin ve Canlı Karakterler
  • Tek Boyutlu karakterler
    Tek Boyutlu karakterler
  • Stereotip Karakterler
    Stereotip Karakterler
  • Seçilmiş Kişi Sendromu
    Seçilmiş Kişi Sendromu
  • Karakterin motivasyonu/hareketleri/arka hikayesi uyumsuz
    Karakterin motivasyonu/hareketleri/arka hikayesi uyumsuz
  • Hikaye Sıkıcı ve Sıradan
    Hikaye Sıkıcı ve Sıradan
  • İlham verici
    İlham verici
  • Taze Fikir!
    Taze Fikir!
  • Sürükleyici!
    Sürükleyici!
  • Mükemmel bir Yolculuk
    Mükemmel bir Yolculuk
  • Fazla Düz Anlatım!
    Fazla Düz Anlatım!
  • Yaşanabilir Atmosfer!
    Yaşanabilir Atmosfer!
  • Bu Gezegende Yaşam Yok!
    Bu Gezegende Yaşam Yok!
  • Enteresan Burgular/Ayak oyunları
    Enteresan Burgular/Ayak oyunları
  • Fazla Tahmin Edilebilir
    Fazla Tahmin Edilebilir
  • Seri Üretim
    Seri Üretim
  • Tanrının Eli!  Deus Ex Machina
    Tanrının Eli! Deus Ex Machina
  • Umut Vadediyor
    Umut Vadediyor
  • Başyapıt!
    Başyapıt!
  • Kötü Fikir
    Kötü Fikir

8 Yorum

  1. Cevapla

    Öncelikle elinize sağlık, genel anlamda dil olarak iyi yazılmış bir öykü. “Eksi Kuralları” günümüz çerçevesinde mantıklı bulmasam da vermeye çalıştığınız fikri sevdim. Takıldığım noktalar ise şunlar:

    – Avukatın seçildiğini öğrendiği ilk bölüme gerek var mı? İlk bölüm bir dava sözü veriyor ama davayı hiç görmüyoruz. Bu da beklentiyi boş çıkarıyor.
    – Günümüzde her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğu internet dünyasında robotların bulutta bir şekilde yer almamalarını mantıklı bulmuyorum. Dijitalin getireceği faydaları göz ardı ettiği için eksi kuralları da pek inandırıcı bulamadım.
    – Son bölümde ne oldu anlamadım. Dava kazanıldı mı? Kız neden öldürüldü? Robot görüntüyü neden paylaştı? Bunlara cevap verilmedi ya da verildiyse ben anlayamadım.

    Kısacası, arkasındaki fikir fena değil ama işlenişte bazı sorunlar var. Kolay gelsin 🙂

  2. Cevapla

    Hikaye aslında ilham verici. Fakat beni rahatsız eden nokta robotun kurallara uymamasının ağırlığını pek yaşamıyor oluşumuz. Yani niye bu robot? özel bir durum mu var yoksa istatistiksel olarak bu olmak zorundamıydı? Bu sorular havada kalıyor. Böyle bir durumun topluma olan yansımaları ne? Mesela bir saç kurutma makinesi markasının televizyonda birini öldüreceğini duysa insanlar çöpler birde onlarla dolar,o firma dev tazminat dağlarında kaybolur.

    Bilmiyorum ama avukatın müvekkiliyle görüşememesi de gerçek gelmedi bu çerçevede.Toplum bu kadar kurallara bağlı iken bizim bile en basit kurallarımızdan olan bu durumu gerçekleştirmiyor olmaları garip pek yaratılan toplumun havasına uymuyor.

    Ama fikir orada hikayede var 🙂 sadece canlanmak ve ayağa kalkmak için biraz daha yere ve zamana ihtiyacı var bence :). Kolay gelsin, paylaşım için teşekkürler!

    • Cevapla

      Öncelikle bu güzel projeyi yaptığı için site kurucularına teşekkür ederim. 🙂

      Yorumlar için de ayrıca çok teşekkürler. Hikayede beni rahatsız eden kısımlar vardı. O yüzden göndermek istedim.

      Şimdi anlıyorum ki kendimi rahatsız eden kısımların üzerine gitmem gerekiyormuş.

      Örneğin bir mahkeme havası vermek istemedim. Tabii bunun gibi kaçınmalar öykünün bütünlüğüne zarar verdiğini görüyorum.

      Bazen kalbimiz bir şeylerin sorunlu olduğunu hisseder ama tam olarak dilimiz söyleyemez. Dilimizin ucundadır ya hani bir başkasının söylemesi gerekir. Sorularınız benim için öyleydi.

      Yani sorularınız çok güzel üzerinde düşünmem gerekiyor. Hikayeyi parçalayıp tekrar yapbozları birleştirmek gerekiyor. Belki içindeki fikri çekip yeniden inşa etmem gerekiyor…

      Zaten amacımız da o değil mi sonsuz sayıda boz-parçala-tekrar inşa et-boz-parçala-tekrar inşa et… Tabii siteniz sayesinde bunun daha hızlı ve daha kolau olacağını düşünüyorum.

      Dostlukla…

      • Cevapla

        Siteyi yararlı bulduğunuza sevindim. Umarım ileride yeni hikayelerinizi de sitede görürürüz :).Geri bildiriminiz için de ayrıca teşekkür ederim.

        Öykünüzü siteden paylaşmayı ve ilgili arkadaşlarınızı davet etmeyi unutmayın.Ne kadar çok insan o kadar çok geri bildirim.

        Ben profilimde tüm yazılarımdan toplanan geri bildirimi de yararlı buluyorum.

        Ve son olarak diğer hikayeleri okuyup ,diğer yazarlara da geri bildirim verebilirsiniz.”Rastgele yazı” butonu bu konuda sizin dostunuz! :).

        Keyifli okumalar diliyorum!

  3. Cevapla

    Oncelikle hikayenizi paylastiginiz icin tesekkurler. Ben genelde, robot kurallari gibi kült olgularin yazar tarafindan ilham alinip, yazarin arkasini boyle saglama almasini cok tasvip etmem. Ancak, sizin hikayenizde bundan cok rahatsiz oldugumu soyleyemeyecegim. Tadinda ilham alinmis ve “taze fikir” kavramina yakin bir anlatim olmus. Hikayenin sonu benim acimdan cok anlasilir degildi (bu benim eksikligim olabilir). Genel anlamda begendim. Tesekkurler.

  4. Cevapla

    Teşekkürler Batuhan Bey, hem öyküye hem de yorum yazmaya vakit ayırdığın için… İki konudan bahsetmişsiniz. İkisinde de haklısınız. Yeri geldiği için düşüncelerimi paylaşmak istiyorum müsaadenizle ve sonra size neden hak verdiğimi de açıklamış olacağım.

    Geçenlerde okudum. Yabancı bir şaire en iyi şiirinizi nasıl yazdınız diye sormuşlar. O da mehtaplı bir gecede sözcükler bir anda dudaklarımdan döküldü demiş. Alkışlamışlar. Şair ölünce evine bakmışlar ki o müthiş şiirinin yüzlerce versiyonun el yazmaları varmış. Aslında denemiş denemiş denemiş… İşte bu öykünün de hakkı buydu. Daha onlarca kez denenip tekrar ele alınması gerekiyordu. Sonunda mehtaplı bir gecede belki son versiyonu oluşurdu. Ancak o zaman sitenin amacına ulaşamazdı diye düşünüyorum. Denemelerin tam ortalarda bir yerde başkalarının yorumunu almak ve aslında bu deneme sürecinde nelere dikkat etmek gerektiğine farklı pencereler açmak daha yerinde olacağı için öyküyü paylaştım. Dediğiniz gibi anlaşılır olmaması bu dikkat edilmesi gereken en önemli pencere aslında…

    İkinci olarak Asimov iyi bir yazar ve üretken bir sanatçıydı. Halihazırda fikiriyle ilgili bir çok kurgu -öykü ve roman- yazmıştı. Yenisine pek gerek olmadığını hatta başkaları bunlara yaslandığında itici geldiği konusunda size katılıyorum. Bu öykü aslında onlara yaslanmaktan ziyade eleştiri penceresi açmaya çalışıyor da diyebilirim.

    Yani bir insanın yapacağı her şeyi kurallarla belirli mantık içinde tuttuk diyelim. Özgür iradesi doğrultusunda karar aldığını nasıl anlayacağız? Basit anlamda bir çocuğu boğulmaktan kurtarmak zorundayız. Bunun için çaba sarf etmeyenler şu kadar yıl hapis hayatı yaşayacaklar, dediğimizde. Çocuğu kurtaran bir adam kurallara mı uydu yoksa özgür iradesiyle kendi hayatını riske atıp çocuğu mu kurtardı?

    Dinde de özgür iradenin ilk çarpıcı örneği yasak meyve ile gerçekleşiyor. Herkesi etkileyen bir yasak ihlali özgür irade konusunda karar aldığımızı bir nebze hissettiriyor.

    Robotları da kurallarla sınırladığımızda özgür iradesiyle hareket ettiğini nasıl anlayacağız. Mesela özgür iradesiyle kendini tehlikeye atıp birini kurtardı. Kurallara uydu diyeceğiz. Aynı durumda özgür iradesini kullanıp kendini tehlikeye atmak istemedi. Kurallara uymadı bozuldu deyip yok edeceğiz.

    Burada efsaneden de faydalanarak masum bir çocuğu öldürmek ve bunu tüm insanlıkla paylaşmak… Bozulduğuna yoramayacağımız kadar kötü bir davranış sergilemesi belki de tek çıkış yolu olduğunu düşündüm. Robotların yasak meyvesi… Amaçlı, planlı ve toplumu etkileyen bir kural ihlali sonucunda bozuldu diyemeyeceğimiz bir durum oluşursa belki o zaman özgür irade düşüncesi zihnimizde canlanacaktır. Ancak o zaman bile acaba robot 0 kanuna göre mi hareket etti dlyeceğiz gibime geliyor. Yani kurallar var oldukça robotların özgür iradesini tam olarak fark edemeyeceğimiz temel alan bir öyküydü…

    Bahsettiğiniz iki konuya da katılıyorum. Daha fazla açıklık daha fazla farklı bakış açısı ile yeniden yazma… Belki o mehtaplı geceyi de bu öykü görür kim bilir?

  5. Cevapla

    Hikaye Asimov un robot hikayelerinden çok etkilenmiş belli. Bence giriş gelişme güzel ve sürükleyici.

    Asimov un Gold isimli kitabını okumanızı öneririm. Orada Asimov kendi hikaye yazma tarzı ile ilgili ipuçları verir.

    Ona göre bir hikayede önemli olan plot twist tir (kendisi bunu “Aha! moment” olarak tanımlıyor). Onun anlayışına göre bu an çok önemlidir ve hikayenin sonlarında olmalıdır. Sıfırıncı kural ın çıktığı hikayede mesela o kuralı icat eden robot Giskard, son bir kaç sayfada bunu yapıyor, ve o kurala dayanarak son saniyede dünyanın çekirdeğini radyoaktif hale getirmek (ve dünyayı uzun vadede yaşanılmaz hale getirmek) gibi robot kurallarına taban tabana zıt bir hamle yapabiliyor.

    Demem o ki, hikayenin plot twisti vurucu noktası eksik kalmış. Dolayısıyla “daha bitmemiş ki bu” hissi uyandırıyor.

    Saygılarımla 🙂

  6. Cevapla

    Selamlar yorumunuz ve okumaya vakit ayırdığınız için teşekkürler. Naçizane bir yorum da sizin öyküye ben bıraktım. Dediğiniz kitabı listeme ekledim. Hatta biraz başını okudum. Efendisi gibi yazmak isteyen bir robot!?!?!? Tuhaf ve ilgimi çekti. Onun için çok teşekkür ederim.

    Dediğiniz gibi yarım kalmışlık hissi üzerinde çok düşündüğüm ve mücadele verdiğim bir durum. Atlatmaya çalışırken ya da düşünürken aksine onunla hep yüzleşiyorum. Eğer okur hikaye biter bitmez aklında imge patlaması olarak kurguyu devam ettiriyorsa o zaman iyidir ama öyküyü bitirdiğinde kendisine nasıl olmalıydı sorusunu soruyorsa o zaman kötüdür. İstemsizce hikaye zihinde devam etmeli sanırım. Neyse önerinizi günbegün sayfa sayfa okuyayım.

    Teşekkürler ve görüşmek dileğiyle… 🙂

Yorum Yaz

Email adresin yayınlanmayacak.Required fields are marked *

Kullanabileceğin <abbr title="HyperText Markup Language">HTML</abbr> kodları: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.